Bu yazımda herkesin farklı düşüncelerde olduğu, kiminin iyi, kiminin kötü dediği lise yıllarından bahsedeceğim. Şu an yazdıklarımdan farklı bir şey yazmayı düşünüyordum fakat liseye başlayacak olan kardeşimin bana endişelerinden bahsetmesi üzerine, onun yaşıtlarının da aynı dertten muzdarip olacağını düşünerek lise yıllarımdan bahsetmek istedim.
Lise başlarda sizlere garip gelecektir. Ortaokuldan yeni çıktığınızı, derslerin dallanıp budaklandığını, farklı farklı insanlar ile karşılaşacağınızı düşünürsek haklısınız lakin unutmayın ki hayatınızda ki her farklılık sizlere yeni bir şey katacaktır. Bir şeyleri değiştirmekten korkmayın.
Ortaöğretim olarak geçen lise, sizlerin büyüdüğünüzü hissedeceğiniz, duygu ve fikir karmaşalarıyla boğuşacağınız, arkadaşlıklar kurup , unutulmaz anılar yaratacağınız bir yer.
Peki benim bir ay önce mezun olduğum lise yıllarım nasıldı?
Liseye başladığımda şu an olduğum insandan daha farklıydım. Birçok garip huyum, yapmaktan çekindiğim şeyler vardı. Okullar açılmadan önce arkadaşlık kurmayacağıma dair bin tane laf söylemiştim kendime. Öyle oldu mu? Hayır. Okuldan içeri adımımı atar atmaz biriyle tanıştım, sınıfta da aynı şey devam etti.
Bunlardan bahsetmişken lisedeki ilk günümden ve değiştiğini düşündüğüm özelliklerimden de bahsedeyim ufak ufak.

Sene 2013. Yattım kalktım dizi izledim, yattım kalktım kitap okudum derken yaz tatili bitti. Okulların açılacağı gün geldi çattı. Bir önceki gece heyecandan uyuyamadım. Sabahta erkenden kalkıp hazırlandım, babamla birlikte yola çıktık. O zamanlar 'liseye başlayacaklara tavsiyeler' adında yazılar vardı. Gitmeden önce hepsini okumuştum, giderken de tekrar ediyordum.
Lisenin üç yılını okuduğum okul siyasetin karıştığı bir okuldu. Kapıdan içeri girdiğimde bütün duvarların boyalı olması 'Allahım nereye düştüm ben' dedirtecek cinstendi. Bahçede rastgele bir yerlere durduk. O sırada yanımda duran kızla farkında olmadan muhabbet kurmuşum. İkimizin de yeni başlaması, okul hakkında ki tereddütleri aynıydı. Bu arada söylemeden geçmeyeyim bahçeye adım attığınızda kimin yeni geldiğini, kimin yıllardır orada okuduğunu fark edebiliyorsunuz. Bakışlar el veriyor.
Kim olduğunu bilmediğim fakat sonrasında Felsefe derslerine girmeye başlayan öğretmenimiz kürsüye çıktı ve müdürün de hoş geldiniz konuşmasından sonra kağıtlardan sınıflarımızı okumaya başladı. Nerede olacağımızı duyduk iyi güzel hoş. Çıktık sınıflara, rastgele boş sıralara oturduk. Beş dakika sonra sınıflarımızı söyleyen öğretmen geri geldi ve dedi ki karışıklık olmuş. 10 kişi farklı bir sınıftaymışız falan filan. Sonrası ise okul gezisi, tanışmalar...
Birçok öğrenci kendisi gibi birini bulamayacağından tereddüt ediyor. Bulamayacaksınız evet. Bulduğunuz kişiyle de arkadaşlıklarınız ilerlemeyecek. Nerede sizden farklı biri var, onunla iyi anlaşacak mutlu dostluklar kuracaksınız. Yazımın başında da dediğim gibi farklılıktan korkmayın. Gökkuşağını oluşturan renkleri düşünün. Birbirlerinden farklılar, ayrı da güzeller. Fakat bir arada olduklarında gökkuşağını oluşturuyorlar. Bu daha güzel, değil mi?
Benim hayatımda neler değişti?
Otobüse bindiğinde kalabalıktan inemeyeceğini düşünen ben, otobüslerin vazgeçilmez yolcusu haline geldim. Aman şurayı gezelim, aman bu film çıktı sinemaya gidelim diye diye otobüs kullanmaya başladım. Sosyalliğimin zirvesine çıkarak her ay para biriktirip üç dört kez sinemaya gidiyordum. Gün geçtikte sabrımın arttığını, yeni insanları tanıdıkça bakış açımın genişlediğini fark ettim.
Liseden korkmayın. Şu an gülerek anlattığım çoğu anım sınıf arkadaşlarımla veya öğretmenlerimle yaşadığım şeylerdir. Mesela Matematik dersinde diğer sınıflardan öndeydik. Ders işlemek istemiyorsak önceki gün plan yapıyor, pastaları kısırları kurabiyeleri hazırlayıp öğretmenimize söylüyorduk. Gün boyu annelerimizin altın günü gibi geçip gidiyordu. Diğer sınıflardan ,yaşıtlarımızdan, duyanlar olurdu. Teneffüste onlara tabaklar hazırlardık. Bazen de onlar hazırlar bize getirirdi.
Turnuvalar olurdu Mayıs ayında. Yılın en sevdiğim zamanlarıydı. Futbolu çok sevmezdim ama arkadaşlarımın oynayıp, gol atamadığında sinir krizi geçirmesi hoşuma giderdi.
Ah unutmadan! Okulda sınıf hiyerarşisi olduğunu duymuşsunuzdur. Her okulda var mıdır bilemem ama bunun hakkında da söylemek istediğim şeyler mevcut.
12.sınıfların umrunda olmuyor yeni gelenler. Zaten ders çalışmaktan başlarını kaldıramayacak haldeler. Kendilerinin dertleri var.
11.sınıflar krallık evresi. Bütün okulu sanırsın kendileri yönetiyor. Kantin sırasında falan karşı karşıya gelirsiniz sadece.
10.sınıflar sizden pek farkları yok. Sonuçta sadece sizden bir yıl önce geldiler ama bazılarında biz daha iyiyiz, biz bu okulda sizden daha uzun süredir varız diyenler çıkabilir.
Yukarıda belirttiklerimi pek önemsemeyin. Genelde okulun ilk günü veya ilk haftası biraz sıkıntı oluyor. İnternette okumuşsunuzdur. Üst sınıfların öğretmen taklidi yaparak ders anlatıp kandırmasını falan. Bizde daha farklı olmuştu.
10. sınıf öğrencilerinden birinin arkadaşı benimle aynı sınıftaymış. Listeden birinin adını, oturduğu sırayı öğrenmişler. Dersi tam hatırlamıyorum fakat ikinci veya üçüncü saatti. Kapı çaldı. Nöbetçi öğrenci olduğunu söyledi.
"Hocam .......'na annesi süt gönderdi." dedi ve sütü çocuğun sırasına bıraktı. Ne olduğunu anlayamadık birkaç saniye. Sonrasında ise kahkahalar falan.
Benim için lise çok farklıydı. Yapılan altın günleri veya piknikler, akıllı tahtanın anahtarının bir öğrencinin eline geçmesi çoğalttırması, müzikler açıp halay çekmeler, spor salonunda yapılan dedikodular, derslerin eğlenceli geçtiği günler... Söyleyebileceğim çok fazla şey var fakat asıl anlatmak istediğimi anlatabildiğimi düşünüyorum. Kendinize iyi bakın :)
