konusu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
konusu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Dizi Yorumu | Bad Guys (2014)

Tekrar tekrar izleyip durduğum Bad Guys dizisinin yorumu ile karşınızdayım. 


En sevdiğim polisiyelerden biri olan Bad Guys'ta, kadınları vahşice öldüren bir seri katili yakalamaya çalışırken öldürülen polis memurunun ardından bu davayı çözmesi için eski bir dedektife yetki verilmesini ve bu dedektifin de kendine hapis yatan bir seri katil, bir kiralık katil ve bir çete liderinden oluşan bir ekip kurmasını izliyoruz. Tabi ki çözdükleri dava sadece bunla kalmıyor, polisin yetersiz kaldığı davalarda bu ekibimiz ortaya çıkıyor. Suçlular nasıl oldu da yardım etmeye karar verdi diye soracak olursanız cevabı çok basit: Yakaladıkları suçlu başına ceza indirimi almaları kararlaştırılıyor.

Dipnot: Ben diziyi Türkçe altyazılı izlerken fark etmemiştim. İngilizce altyazılı dinlerken fark ettim. İzlemek isteyen olur da anlamaz benim gibi diye şunu söylemek istiyorum ki hapisten çıkarıldıklarında takip edilmek için ayak bileklerine GPS'li kelepçe(?) takmaları isteniyor. Bizimkiler tabi karşı çıkıyor, gururuma yediremem modunlar. Sebebi ise Kore'de bunu cinsel suçtan yargılanan insanlara takıyorlarmış. 

Dizide neleri sevdim? 

OCN yapımı olmasının dışında her karaktere odaklanmasını ve olayı çözümlemelerini izlemek benim için çok iyiydi. Dövüş sahnelerinin hastasıyım ve bu dizide bol bol vardı. Genelde polisiyelerde işin içine ufaktan aşk katıyorlar ama OCN yapımı bir polisiye izliyorsanız imkanı yok diyebiliriz :D Bir noktada olaylar güzel bağlandı diyebiliriz. Diziyi çok sevdiğim için neyi sevdiğimi anlatamıyorum. Bana göre Kore'den çıkmış en güzel yapımlardan biri çünkü....


Dizide neleri sevmedim?

Dizide alt yandan atılan bakışlar beni delirtmedi desem yalan olur. Ayrıca dedektifin kaba saba hareketleri saçımı başımı yoldurdu bir ara. Seri katil karakterine de verdikleri saç sinirlerimi bozdu. Her dizide olduğu gibi bu dizide de karakterleri abartma vardı ama beni mutlu etti genelde. Sadece bir bölümde koca bina dolusu insanla kavga ettiler. Dedim yuh daha neler. Bina az olmuş, semti toplayıp gelseydiniz... Ah bir de dizinin finalini açık bitirdiler. Ben ikinci sezon gelecek sandım, bekledim. Geldi de 3 yıl sonra, başka bir kadroyla....

Diziden replikler: 







Dizi Yorumu | Tell Me What You Saw

Ev karantinasının 10. gününden herkese merhaba. Daha yeni final yapmış Tell Me What You Saw dizisinin yorumu ile karşınızdayım. 

16 Bölüm
60 dakika

Dizide 5 yıl öncesinde bir seri katili yakalamaya çalışırken nişanlısını kaybetmiş profil uzmanının, Bölge Soruşturma Birimindeki bir takım liderinin ve hafızası çok iyi olan çaylak bir polisin 5 yıl önce trafik kazasında öldüğü düşünülen fakat geri dönmüş bir seri katili yakalamaya çalışmalarını izliyoruz. Polisiye dizilerimizin vazgeçilmezlerinden olan polis içi yozlaşma ve davaların üstün körü araştırılıp kapatılması da söz konusu. 

Dizide neleri sevdim? 

Açıkçası OCN yapımı olduğu için başladım diziye. Çaylak dedektif ve profil uzmanı karakterlerini sevdim diyebiliriz. Yaptığı ters köşeler güzeldi. Konuya bakıp OCN yapımı olduğunu da görünce maksimum 12 bölüm olur diye düşünmüştüm fakat bu 16 bölümü güzel güzel geçirdik. Sadece bu konuya odaklanmayıp birkaç dava çözdükleri için de ayrı güzeldi. Finali de bir noktada güzeldi. 

Dizide neleri sevmedim? 

Benim gibi polisiye dizileri çok seviyorsanız ve OCN yapımlarına aşinaysanız dizide çok büyük bir sürpriz yok. Katilin kim olduğunu, dizi içindeki şaşırtmaları, neler olacağını vs önceden anlayabiliyorsunuz alıştığınız için. Şaşırttığı noktalar vardı ama klişeleri de çoktu benim gözümde. Lisedeyken profilci olmak istediğim için bu karakterlere bir ilgim var. O yüzden izlemeye devam ettim ve merak ettim neler yapacaklarını diyebiliriz. 



Kitap Yorumu| Warcross & Wildcard - Marie Lu

Herkese merhabalar. 
Bugün severek okuduğum bir serinin yorumu ile karşınızdayım. Marie Lu ile tanışmamı sağlayan bu seriyi arkadaşımdan görüp aldım diyebiliriz :D 


İlk kitabımız Warcross. Emika adlı ana karakterimiz 18 yaşına basmış, geçmişinde 4 aylık hapis cezasına çarptırılmış, borçlarını ödemeye çalışan bir hacker ve aynı zamanda ödül avcısı. Peki nedir bu ödül avcısı? Warcross adlı sanal gerçeklik oyununda yasa dışı bahis oynayanları polisler ifşa ediyor ve onları yakalayanlara da belli miktarlarda para ödeniyor. Emika'da hem kredi kartı borcunu kapatmak hem de kaldığı evin kirasını ödeyebilmek için bu işi yapıyor fakat gelin görün ki parasını alamıyor. Sonrasında ise oyundaki bir cevheri çalıp satma kararı alıyor. İşte olaylar tam olarak burada karışıyor; ana karakterimiz oyunu hacklediği sırada oyunun içine giriyor ve kimliğini açığa çıkarıyor. 


Açıkçası bu kitap sonu ile bende tam bir ters köşe etkisi yarattı. Arka kapağında yazan "Kime güveneceğinize karar vermek oynayacağınız en büyük kumar olacak." sözünü çok net anladım :D Ayrıca karakterlerin anlatılış şeklini, olay kurgusunu çok sevdim. Daha önce oyun oynamamış biri olarak kitaba başlamakta çekindim fakat oyun sahneleri de çok güzel anlatılmıştı. Sıkılmadan okuyup gözümde her sahneyi canlandırdım diyebiliriz. :D 

İkinci kitap ise Wildcard. İlk kitabın sonunda yaşanan olaylar, ortaya çıkan yeni karakterler derken Emika yeniden bir olayın içine çekiliyor fakat bu sefer peşinde onu öldürmek isteyen suikastçılar da var. 



Wildcard hakkında çok fazla bir şey söylemek istemiyorum çünkü spoiler olarak sayılabilecek şeyler genelde :D Başlarda çok durağan gitmesi, Emika hata yapacak mı diye düşünmek beni yorsa da son 100 sayfada kitap öyle bir hal aldı ki Marie Lu'yu okuduğumu hatırladım :D

Warcross şahsi fikrime göre Wildcard'dan daha güzeldi. Okuduysanız seriyi nasıl bulduğunuzu merak ediyorum :D Bu arada şu sıralar okuduklarımı takip etmek ya da önceden okuduklarıma bakmak isterseniz instagram hesabıma buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz :) 


Blogger tarafından desteklenmektedir.

İzleyiciler

img { padding:5px; margin:5px; border-width: 5px; border-color: #0066CC; border-style: single; ridge }